Yapmanız gereken, Gardırobunuzdaki vatkalı, uzay tarzı kıyafetlerinizi şimdilik kaldırın.
İlkbaharda fırfırlı, çiçekli, baskılı, puanlı mini elbiseler moda!
Kural 1: İç çamaşırlar dışarı çıkıyor. Elbisenizin altına giydiniz korsenizi elbizenizin üzerine giymeye başlayabilirsiniz.
Kural 2: Çiçekli kıyafetlerle canlanın!
Kural 3: Renkli kıyafetlerin üzerine koyu kıyafetler giyin.
Kural 4: Mini kıyafetlerde şık baskılar..
Kural 5: Omuzlara oturan kıyafetler ve yumuşak çizgiler..
Kural 6: Fırfırlar günlük yaşamda kullanılmaya başlıyor.
Kaynak: LeydiTürk
Yasemin Uysal Ünal Biyografisi
Yasemin Ünal Ankara Polatlı’da doğdu. İlkokulun ardından orta ve lise eğitimini Anadolu lisesinde tamamladıktan sonra 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünü kazandı. 2008 yılında mezun oldu.
2007-2008 yılları süresince Çubuk Süleyman Demirel Huzurevi, Dikmen Sağlık ocağı, Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi, Dışkapı SSK Çocuk Hastanesi, İbn-i Sina Hastanesi (klinik nutrisyon ünitesi), Numune Hastanesi, Hacettepe Üniversitesi Yetişkin Hastanesi, Hacettepe Üniversitesi onkoloji Hastanesi, TEDAS, Gazi Üniversitesi Kafeteryaları, GATA tıp akademisi (klinik, mutfak, klinik nutrisyon ünitesi)’nde staj yaptı.
Mezuniyetin ardından Ankara Üniversitesi’nde Tadal catering ardından Ankara TED Koleji’nde ISS sardunya catering’de diyetisyen olarak göreve başladı. 2008 yılında ayrıca Avrupa Birliği Projesi olan EURO PREVOB projesinde asistan olarak görev yaptı.
Kariyerine başlarken kendini geliştirmek amacıyla kendi isteği ile İstanbul’da Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez’in yanında 3 yıl staj yaptı. Uzm. Dyt. Selahattin Dönmez’in yanında dergi ve gazete yazıları, televizyon programları, makale çevirileri, Fark Etmeden Diyet Beslenme ve Eğitim Danışmanlığı ofisinde obezite ve diyet tedavisi ve kronik hastalıkların (diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon) beslenme tedavisi konsültasyonlarda, eğitim seminerlerinde, Formsante dergisi gelin sizi zayıflatalım projesinde yardımlarda bulundu.
Ayrıca Uzm.Dyt. Selahattin Dönmez’in “Fark Etmeden Diyetle Yeni Bir Yaşam” adlı kitabını yazmasında yardımcı oldu.(2006 yılı)
V.Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Kongresi Obezite Diyetisyenliği Kursu, Türkiye Doping Kontrol Merkezi, Dopingle Mücadele Vakfı ve Bağımsız Doping Numunesi Alım görevlileri Başkanlığı tarafınca Ankara’da düzenlenen kurs ve II. Uluslararası Beslenme Destek Ürünleri Sempozyumuna katılmıştır.
V.Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Kongresi, I. Ulusal Beslenme ve Diyetetik Öğrenci Kongresi, 2nd İnternational Congress on Food and Nutrition (İstanbul), VI. Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Kongresi (Antalya) kongrelerine katılmıştır. V.Uluslararası Beslenme ve Diyetetik, V.Uluslararası Beslenme ve Diyetetik Obezite Diyetisyenliği, Bağımsız Doping Numunesi Alım Eskort Görevlisi, VI. Uluslararası Beslenme ve Diyetetik sertifikaları bulunmaktadır.
Şu an Ankara Oran’daki ofis’inde zayıflamak ve çeşitli hastalıklar sebebi ile başvuran danışanlara beslenme ve eğitim danışmanlığı vermektedir. Yaptığı uygulamalarda danışanları psikolojik olarak beslenme konusunda zorlamalar yerine onları kısıtlamadan sağlıklı bir şekilde istedikleri her şeyi yiyerek amaçlanan koşullara ulaştırmaktadır
Siz sorunuzu sorun! Yasemin Uysal cevaplasın!
Kişinin sağlığını ve esenliğini koruyabilmesi için gerekli olan beslenme düzenine diyet denilmektedir.
Diyet yapmayı denemeden önce mutlaka uzman kişilerle görüşmelisiniz.
Unutmayın diyet’i kendi yöntemlerinizle yaparsanız gizli ve ansızın oluşabilecek hastalıklarla karşı karşıya kalacağınızı unutmayın!.
Diyetisyenimize sorduğunuz sorular tarafından en kısa zaman içerisinde sitemizde yayınlanacaktır.
Lütfen,
Sorularınızı yorum kısmımızdan yada info@kadinlar.net email adresine gönderiniz.
NOT: Sağlığınız açısından, internet’te ki yazıları okuyup hemen diyete başlamayın. Yazıların gerçeklik yönü olduğuna emin olmalısınız. Sağlıklı diyet için uzman diyetisyenlerle görüşünüz.
Sorularınız uzman yetkili kişi tarafından cevaplanacaktır.
Diyetisyen: Yasemin Ünal
GSM: 0 535 466 14 99
Ankara
-
Amerika’daki jinekologlar orgazm olamayan kadınlar için aşı ürettiler.Kadınların erojen bölgesi olan G noktasına uygulana aşı,o bölgenin büyümesini sağlayarak 4 ay boyunca cinsel istekliliği ve orgazmın süresini arttırıyor.
Aşıyı yaptıran kadınların % 87’si bunun inanılmaz bir icat olduğunu nitelendirdi. Bu aşının bir seansı 1600 dolar olarak biliniyor.
Aşıyı yaptırmak isteyen kadınların,öncelikle G noktasının olup olmadığı test ediliyor.Çünkü kadınların %15’inde G noktası bulunmamaktadır.G noktası bulunan kadınlara özel bir cihaz ve ışık kullanılarak bölgeye uygulama yapılıyor.Aşının herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır.Uzmanlar bu aşının bir sex tedavisi olmadığını,yalnızca bir libido arttırma süreci olduğunu önemle belirtiyorlar.
Türkiye’nin en iyi film oyuncularından kıvan tatlituğ’a her kadın beğenirek bakar…
Onun film karakterini her kadın beğenir, ama yakışıklığı nedeniyle de es geçilemeyecek kadar karizma birisi.
Menekşe ile Halil ve Aşk-ı memnun’da ki cazibesiyle kendinden söz ettiren “Behlül” yani Kıvanç Tatlıtuğ
Fotoğraflarına göz atmak ister misiniz? Biz hayranlıkla baktık da..
Bir çok insana göre iki tür öpücük vardır, yanaktan ve dudak dudağa ama aslında 25 çeşidi var öpüşmenin…
Öpüşme çeşitleri üzerine yıllar süren bir araştırma yapan ve araştırma sonuçlarını ”The Art of Kissing-Öpüşme Sanatı” isimli kitabında toplayan Prof. Cane’in öpüşme çeşitlerine ilgisi yeni yetme çağlarında başlamış. Kolejli sevgilisi, öpüşürken gözlerini açık tutmasından şikayet edince, Cane hemen kütüphanenin yolunu tutmuş ve öpüşmenin nasıl yapılması gerektiğini anlatan bir kitap aramaya başlamış. Böyle bir kitap bulamayınca da kafayı bu konuya takmış ve yıllar boyunca öpüşme hakkında her türlü bilgiyi toplayıp derlemeye başlamış. Bugün 44 yaşında ve halen bekar olan (öpüşme stilini eleştiren ilk aşkını asla af etmemiş) Prof. Cane, ulusal öpüşme uzmanı olarak o üniversite senin, bu üniversite benim dolaşıp duruyor ve bu üniversitelerde öpüşme konulu konferanslar veriyor.
”Öpüşme konusunda öğrendiğim ilk şey, insanların üçte ikisinin öpüşme sırasında gözlerin açık tutulmasını doğru bulmadıkları oldu”, diyor Cane, ”İlk aşkım çok da haksız değilmiş”… Cane’in araştırması cinsiyetler arasında da çeşitli farklılıklar olduğunu ortaya çıkartmış. Örneğin kadınlar, boyun ve kulaktan öpülmekten erkeklere göre on kat fazla haz alıyorlarmış. Erkeklerin en fazla hoşlandıkları öpüşme şekli ise ”Fransız usulü”ymüş. ”Erkekler daha ilk buluşmada bile dillerini kullanmaktan çekinmiyorlar”, diyor Cane, ”Kadınların yarısı ise bu tür öpüşmeyi itici buluyorlar”.
Cane’e göre kadınlar, kocaları ya da sevgilileri tarafından daha uzun sürelerce öpülmekten hoşlanıyorlar. Profesör William Cane’in kitabında ayrıntılarıyla anlatılan 25 çeşit öpüşme stili arasında tatlı öpücük, kelebek öpüşü gibi ilginç isimler geçiyor. Cane’in favori öpüş stili ise bir öğrencisitarafından kendisine anlatılan ”lip-o-suction” metodu. Özellikle ABD’li gençler arasında moda olan bu stilde çiftlerden biri diğerinin alt dudağını emerken, diğeri onun üst dudağını emiyor.
Öpücüğünüzü seçin
* Vakum öpüşmesi
Partnerin akciğerlerindeki ve ağzındaki havaya emmeye çalışarak gerçekleştiriliyor. Saçma bulduğunuzu söylüyorsanız, insanların yüzde ellisinin bu öpüş stilini en az bir kere denemiş olduğunu da bilin.
* Elektrikli öpüşme
1930 ve 1940′lı yıllarda popüler olan bu öpüşme şeklinde, öpüşecek çift ayaklarını uzun süre halıya sürterek vücutlarına statik elektrik yüklüyorlar. Dudaklar birleşirken de vücutlardaki elektrik birbirlerine boşalıyor. Arkadaşlarınıza hava basmak için karanlıkta deneyin.
* Baştan çıkartma öpücüğü
Hiçbir şey yapmadan oturan eşinizi üç dakika boyunca istediğiniz gibi öpüyorsunuz. Sonra sıra onda…
* Tepetaklak öpüşme
Kadın yatıyor ya da oturuyor, erkek ayakta duruyor. Öpmek için üzerine doğru eğildiğinde her zamankinden farklı görünüyor (belki de daha yakışıklı)… Prof. Cane’e göre farklı bir stilmiş.
* Göz öpüşü
Tam softilere göre… Partnerinizin gözlerini hafif bir dokunuşla kapatın, dudaklarından başlayıp gözlerine doğru öpmeye başlayın.
* Şeker öpücük
Ağzınızdaki şeker ya da çukulatayı sevgilinizin ağzına geçirin. Çeşitli içkiler de kullanabilirsiniz ama üstünüzü başınızı berbat etmemeye dikkat…
* Şapırtılı öpüşme
En gürültülü öpüş şekli. Öpüşmenin ardından dudakların şapırdayarak ayrılması prensibine dayanıyor. Öpüşenler için tutkulu, seyirciler için iğrenç olabilir.
* Kayan öpüş
Küçük öpücüklerle yüzünde ve vücudunda dolaşın. Gizli zevk noktalarının keşfi için ideal.
* Sualtı öpüşmesi
Duşta, yüzme havuzunda veya denizde deneyin. Gözlerinizi kapatmayı unutmayın.
* Konuşan öpücükler
Bir yandan konuşurken bir yandan öpüşün. En iyi sonuç tatlı fısıltılarla alınıyor.
Hürriyet
Malzemeler
1 limon suyu ve kabuğunun rendesi
3 adet yumurta
1/2 su bardağı sıvıyağ
2 su bardağı un
1 su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Yapılışı
Yumurta ve şekeri iyice köpürene kadar çırpın.Sırasıyla yağı,limon suyunu,limon kabuklarını,unu,kabartma tozunu ve vanilyayı da ekleyip çırptıktan sonra karışımı kek kalıbına boşaltın.180 derecelik fırında 30-40 dakika pişirin.
Seks hayatınızı canlandıracak önerileri kaçırmayın…
Bazı kadınlar yatakta sadece iyi, bazılarıysa mükemmeldir. Genelde flört oyunlarıyla erkekleri büyülemeyi tercih ederler. Ama işin gerçeği, erkeklerin gözünde bir seks tanrıçası olmak için tüm bu özelliklere sahip olmanız gerektiğidir.
Erkeklere göre seks tanrıçası kadınlar, her hareketleriyle erkeklerin kendilerini özel hissetmelerini sağlarlar. En önemlisi de bu kadınlar kendi zevklerini de garanti altına alırlar. Siz de onlardan biri olmak istiyorsanız, tavsiyelerimize kulak verin. Her erkeğin rüyasını süsleyen kadın olun.
HAZIRLIKLARA ERKEN BAŞLAYIN
Tutku tohumlarım erken ekerseniz, onu daha uzun süre yaşatabilirsiniz. “302 Advanced Techniques for Driving a Man Wild in Bed” (Erkeği Yatakta Baştan Çıkarmanın Gelişmiş 302 Yöntemi) kitabının yazarı Olivia St. Claire’e göre; ateşli bir gece geçirmek istiyorsanız, gecenin hazırlıklarına sabahtan başlamalısınız.
Arabasının sileceklerine sıkıştırdığınız şehvetli mesajlar ya da işe gitmeden önce vereceğiniz tutku dolu öpücük, bilinçaltında onun geceye konsantre olmasını sağlayacaktır. Tartışmaların veya aksiliklerin gecenizi bozmasına izin vermeyin ve yaşayacağınız ateşli dakikalara odaklanarak her şeyi unutun.
TATLI DİL YILANI BİLE DELİĞİNDEN ÇIKARIR
Erkekler heyecana ve baştan çıkarılmaya her zaman hazırlardır. “Pocket Idiot’s Guide to Sex” (Acemiler İçin Seks Rehberi) kitabının yazarı psikiyatrist Ava Cadell, erkeklerin her zaman baştan çıkarılmaya hazır olduklarını ve sürprizlerin onları kışkırttığını belirtiyor ve sözlerine, “Yeni deneyimler keşfetmeyi teklif ettiğinizde yüzündeki şaşkınlık ifadesi heyecanının yansıması olacaktır. Sunacağınız teklifler arasında alışılagelmiş pozisyonları yeni senaryolarla zenginleştirerek tutkunuzu ateşlemek yer alabilir” diyerek devam eriyor.
ÖNSEVİŞMENİN DAYANILMAZ CAZİBESİ
Önsevişmeyi kısa tutmayın ve mümkün olduğunca heyecanınızı artırın. Çiftlerin önsevişme sırasında birbirlerini keşfettiklerini ve bu sayede yatakta daha uyumlu olduklarını hafızanıza not edin. “The Good Girl’s Guide to Bad Girl Sex” (Masum Kızlar İçin Sevişme Rehberi) kitabının yazarı psikiyatr Dr. Barbara Keesling, önsevişmelerin ilişkileri canlandırdığını ve çiftlerin heyecanını ateşleyen itici güç olduğunu iddia ediyor.
İŞTAH AÇICILARIN ÖNEMİ
Her kadın, erkekler tarafından arzulandığını hissetmek ister. Çoğu çift şehvetin rüzgârına kapılarak ateşleyici adımları es geçer. Uzmanlar geçici zevk ertelemelerinin tutkulu bir sevişmeye ön ayak olduğunu belirtiyorlar ancak bunu uygularken ertelemekle vazgeçmek arasındaki sınırları iyi belirlemenizde fayda var. Aksi takdirde tutkulu bir sevişme yerine sizden uzaklaşan ilgisiz bir erkekle yüz yüze gelebilirsiniz. Nasıl aperatifler ana yemek öncesi iştah açıcı etkisini gösteriyorsa, zevk ertelemeleri de seksin iştah açıcıları sayılabilir.
ZEVK YANSIMALARI
Erkeklerin çoğu kadının da zevk aldığını görmekten etkilenir. Bu aynı zamanda da zevk verebildikleri için duydukları ego tatminidir. Şehvetle kendinizden geçmiş olsanız bile bencillik etmeyin ve ego tatminini yaşamasına izin verin. Aldığınız hazzı tüm içtenliğinizle yansıtmaya çalışın. Bunu sizin mutluluğunuzu ilan ettiğiniz, onun da zaferini kutladığı bir seremoni gibi düşünün. Size zevk verebildiğini gören erkek daha fazlası için çabalayacaktır.
ERKEĞİNİZİN REHBERİ OLUN
Kadınlar kimi zaman yatakta tutkuyu, kimi zaman da romantizmi yaşamak isterler. Ne istediğiniz konusunda ona ipuçları vermelisiniz. Uzmanlara göre kadınlar için baştan çıkmış bir erkeği yönlendirmek daha kolaydır. Romantik bir gece yaşamak istediğinizi, gecenin başında şefkatli dokunuşlarınızla veya güzel bir masajla ona belli etmenizde yarar var.
YARATICI FİKİRLER
Yatağınızdaki monotonluktan kurtulmanız ve tutkuyu ateşlemeniz için farklı pozisyonlar deneyebilirsiniz. Uzmanlarca bu konuda hazırlanan birçok kitaptan yararlanabilirsiniz. Aynı zamanda bilindik pozisyonları yaratıcılığınızla daha heyecanlı ve eğlenceli kılabilmek sizin elinizde. Böylelikle birbirinizi daha fazla keşfederek, zevkinizi ikiye katlayabilir, erkeğiniz için vazgeçilmez olabilirsiniz.
HASSAS BÖLGELER
Hassas bölgelerin şehveti doruklara taşıdığını unutmayın. Erkeğinizin zevkini daha da muhteşem kılmak istiyorsanız, biraz da hassas bölgelere yönelin. Zevk anında bir elle saçlarını çekerken diğer elinizle de kalçasını sıkmayı veya boynuna küçük ısırıklar atmayı deneyin. Yaşadığı hazzın nasıl arttığını göreceksiniz.
ISLAK BEDENLER
Fantezilerinize kremleri veya özel vücut yağlarını da ekleyin. Kayganlık etkisiyle hem yaptığınız önsevişme masajlarının etkisi artacak, hem de birbirinizi daha fazla hissedebileceksiniz.
TUTKU OYUNCAKLARI
Uzmanlara göre fantezilerinize renk katacak oyuncaklar keşfetmekte yarar var. Çevrenizdeki eşyaları gözden geçirin ve hayal gücünüzü kullanın. Her gün görmeye alıştığınız herhangi bir eşyanın seks hayatınız için ne kadar etkili olduğuna şaşıracaksınız. Unutmayın ki erkekler yatakta sürprizlere ve hayal gücüne her zaman açıktır.
KARAKTERİSTİK YAKLAŞIMLAR
Her erkek yatakta vahşi sözler duymaktan hoşlanır diye bir kural yok. Temelde yatakta iyi olduklarını hissetmek isterler ama bunu nasıl ifade ettiğiniz çok önemli. İhtirasınızın ve alışkanlıklarınızın kurbanı olmayın. Yataktaki davranışlarına doğru sözlerle tepki verin. “Beni çıldırtıyorsun” demek yerine, “Dokunuşların beni çok etkiliyor” gibi hislerinizi paylaşan sözler söylemenizde yarar var.
Tabii bunun aksinden hoşlanan erkekler için en iyisi şehvet dolu konuşmalar olacaktır. Egosunu tatmin etmek istediğini unutmayın ve bunu en doğru sözlerle sağlayın.
TÜM BENLİĞİYLE BEDENİNİZ
Alışılagelmiş davranışlar monotonluğa yol açar. Sevişmelerinize dâhil ettiğiniz hayal gücünün erkekleri nasıl baştan çıkardığından bahsetmiştik. Hayal gücünüze bedeninizi de ekleyin ve her noktasıyla onu etkilemenin yollarını bulun. Örneğin saçlarınızı gıdıklayıcı dokunuşlar için kullanın. Böylelikle yeni keşifler yaşarken, bedeninizi de yakından tanıyacak.
RİSKLERİN TAHRİK EDİCİ GÜCÜ
Erkekler yakalanma riskini baştan çıkarıcı ve heyecanlı bulurlar. Halka açık yerlerde onu baştan çıkarmayı deneyin veya perdeler açıkken sevişmeyi teklif edin. Uzmanlar risk almanın erkeklerin testosteron salgısının ve beyindeki adrenalinin artmasına sebep olduğunu dolayısıyla da daha çok tahrik olduklarını belirtiyorlar.
MAKSİMUM TEN TEMASI
Sevişme sırasında bedenlerinizin bütün olduğu hissini uyandıracak kadar sık ten temasında bulunun. Teninizi hissetmek hoşuna gideceği gibi sizi daha fazla arzulamasını sağlayacaktır. Maksimum ten teması için uygun pozisyonları deneyin.
GÖRSEL ŞÖLEN
Erkekler, kadınların yanlarında kendi tenlerine dokunmalarından çok hoşlanırlar. Onun karşısında kendinize dokunmanız zihninde kendine güvenen ve ne istediğini bilen kadın imajını uyandıracaktır. Sizi hayranlıkla ve dikkatle izleyecektir. Bütün dikkatinin size yoğunlaşmasını neyi, nasıl istediğinizi göstermek için bir fırsat olarak kullanın. Hepsini tek tek hatırlayacağından ve zevkinizi garantilediğinizden emin olabilirsiniz.
ŞEHVET HER YERDE
Onu baştan çıkarmak için kullandığınız monotonlaşmış metotlarınızdan vazgeçin. Farklılıklar yaratarak, heyecanınızı diriltin. Her sefer görüp de umursamadığınız pelüş halısını düşünün; ateşli bir gece için en uygun yerlerden biri olabilir. Seks terapisti Dr. Linda DeVillers’a göre, tutku yer ve zaman tanımaz. Gün boyunca en çok keyif aldığınız şeyleri yapın. En sevdiğiniz koku ve tatlarla, kendinize en çok yakıştırdığınız giysilerle, sizi en mutlu hissettiren şarkılarla kendinizi motive edin. Yaptıklarınızın üzerinizdeki etkisine ve kendinizi ne kadar çekici hissedeceğinize inanamayacaksınız.
KASLARINIZ GİZLİ SİLAHINIZ
Cinsel ilişki sırasında pelvis kaslarınızı aralıklarla sıkın. Bu, erkekleri şehvetle çıldırtmanın en etkili yollarından biridir. Daha sık gerçekleşen sürtünmenin ve baskının etkisiyle aldığı zevk iki kat artacaktır.
HATIRI SAYILIR SAHNELER
Sevişme sonrası, yaşadığınız orgazmları gözünüzde canlandırın. Böylece yaşadığınız zevkin daha uzun sürmesini sağlayabilirsiniz. Ardından, ne kadar zevk aldığınızı ifade edin. Paylaşmaktan kaçınmayın, her erkek size zevk verebildiğini duymaktan keyif alır.
kaynak: Leydi Türk
Erken menopoz genelde 40 yaşından önce adetten kesilen kadınlarda ortaya çıkıyor.
Her yüz kadından üçünde görülen ve nedeni çoğunlukla bilinmeyen erken menopozda ilaç tedavisinin yanı sıra, psikolojik tedavi de uygulanıyor. Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Kadın Sağlığı ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Aydın Arıcı, konuyla ilgili merak edilenleri açıklıyor.
Erken menopozu nasıl tanımlıyorsunuz?
Menopoz, kadınların belli bir yaştan sonra âdet kanaması görmemesi anlamına gelmektedir. Dünyanın diğer bölgelerinde kadınların menopoza girme yaşı ortalama 50-51 iken, bu durum ülkemizde birkaç yıl daha erken gerçekleşir. Erken menopoz ise 40 yaşından önce girilen menopozdur. Yumurtalıkların iki fonksiyonu vardır; östrojen üretmek ve yumurta üretmek. Menopoz östrojen hormonunun bitimiyle ortaya çıkar. Ancak yumurta üretimi östrojenden yaklaşık 4-5 yıl önce biter. Yani erken menopozu 40 yaş ve öncesi ortaya çıkıyor diye tanımlarsak, bu kişilerde yumurta üretimi bu tarihten 4-5 yıl önce ciddi bir şekilde azalır, hatta tamamen durur.
Nedenleri nelerdir ve hangi sıklıkta görülür?
Her 100 kadından üçünde görülür. Nedenlerine gelince, en büyük grubu nedeni bilinmeyenler oluşturuyor. Yapısal olarak yumurtalar erken bitmiştir. Bu da erken menopoz vakalarının yaklaşık yüzde 60’ını kapsar. Ne kadar araştırırsak araştıralım nedenini bulamayız. Geri kalan grupta ise en önemli neden genetik etkendir. Annesi, teyzesi veya halası gibi birinci dereceden akrabalarında erken menopoz olan kadın da erken menopoza eğilimlidir. Eğer bir kadın 30 yaşından önce menopoza girmişse yapılacak incelemelerin başında kromozom analizi gelir.
Bilindiği gibi kadınların iki tane X kromozomu vardır. Ancak doğuştan bazı kadınlarda X kromozomu tek ise veya ikinci kromozomun bir kısmı yok ise 30 yaşından daha erken menopoz görülür. Çok küçük bir grupta ise immünolojik dediğimiz bağışıklığa bağlı erken menopoz olabilir. Buna otoimmün hastalıklar denir. Ortaya çıkan antikorlar, doku ve organları tahrip eder. Bu tahrip sadece yumurtalıklara karşı değil, diğer hormonal organlara karşı da olur. Bu kişilerde genellikle tiroid sorunları, böbreküstü bezi sorunları, hatta insüline bağlı şeker gibi sorunları da görürüz.
En sık görülen belirtileri nelerdir?
Önce adet düzensizliği ile başlar. Bu düzensizlik başlangıçta iki adet arasındaki sürenin kısalmasıyla kendini gösterir. Başlangıçta 28-30 günde görülen adetin yavaş yavaş 25 hatta 24 günde bire inmesi yumurta sayısının azalmasının ilk göstergelerinden biridir. Yumurta sayısının azalmasının ikinci bulgusu da, ultrasonla bakıldığında yaşa uygun olmayan yumurta kesesi sayısının görülmesidir. Yıllık yapılacak jinekolojik muayenelerde bu keselerin sayısına bakılmasında yarar vardır. Örneğin 30 yaşındaki bir kadında sağlı sollu toplam 12-15 civarında yumurta kesesi görmemiz gerekir. Yumurtaların azalması genellikle adetlerin kısalmasından başka bir bulgu vermez. Ancak östrojen bitince, sıcak basmaları diye tabir ettiğimiz gece uykudan uyandıracak derecede sorunlar başlar. Ayrıca kemik erimesi, bağışıklık sistemindeki sorunlar gibi uzun vadede gelişen gizli sorunlar da menopozun belirtileri arasındadır. Östrojenin azalmasına bağlı olarak genital organda zayıflama, vajina derisinde incelme, ilişki sırasında yanma ve ağrı hissetme gibi sorunlar da kendini gösterir.
Ne tür tedaviler uygulanıyor?
Erken menopozda iki tür sorun vardır; yumurtaların azalması ya da bitmesi ve östrojenin azalması ya da bitmesi. Açıkçası azalmış olan yumurtaları bizim artırmamız mümkün değildir. Ancak erken menopoza doğru bir gidiş gözlenmiş ise yapılması gereken, çocuk sahibi olma isteği varsa hastaya bunu geciktirmemesi konusunda uyarılar yapmak ve tedaviye başlayarak çocuk sahibi olmasını sağlamaktır. Ancak yumurta tamamen bitmişse onun geri dönüşü genellikle yoktur. Tedavide sadece eksik olan östrojeni hap veya yapışkan bantlarla tamamlama yoluna gidilir. Menopoz sonrası hormon tedavisi günümüzde biraz tartışmalı. Ancak, yavaş yavaş bu konudan uzaklaşılıyor. Hastalara hormon tedavisi vermemeye özen gösteriliyor. Bu, doğal menopoz yaşına gelmiş kadınlara uygulanması gereken bir kural. Daha erken menopoza giren bir kadının, vücut yapısını korumak için fizyolojik olarak belli düzeyde hormona ihtiyacı var. O yüzden erken menopoza girmiş kişilerde hiç olmazsa doğal menopoz yaşına, yani 50 yaşına kadar hormon takviyesi yapılmasını tavsiye ediyoruz.
Tedavilerin ardından geri dönüş, yani yeniden adet görme olabiliyor mu?
Bağışıklık sisteminin fazla çalışmasına bağlı olan erken menopozda, bağışıklık sistemini yavaşlatacak kimi ilaç tedavileriyle yüzde 5 oranında da olsa geri dönüş görülebilir. Ancak bu çok küçük bir gruptur.
Yaşam tarzına bağlı olarak yani stres, sigara gibi nedenlerle erken menopoz görülüyor mu?
Sigara içmek, erken menopozun bir nedeni değildir ama günde bir paket sigara içen kadında, menopozun, olması gerektiği yaştan iki yaş önceye indiğini biliyoruz. Üç paket içen kadınlarda ise menopoz üç yıl erken başlıyor. Genel olarak, kadınların cinsel aktiviteye başladıktan sonra yıllık kontrollerini yaptırmaları önerilir. Bu muayenelerde smear testi yapılır. Ultrason ile rahim ve yumurtalıklara bakılır. Adet hikâyesine göre gereken hormon incelemeleri varsa onlar yapılır. Eğer cinsel yaşama başlamamışsa da, 25 yaşından sonra da yine bu kontrollerin yapılması gerekir. Henüz cinsel ilişkiye girmemiş kişilerde karın üzerinden ultrasonla muayene yapılır.
Erken menopoz psikolojik açıdan cinsel hayatı nasıl etkiler?
Kadınlar bu haberi ilk aldıklarında ‘kadınlığını kaybetmiş’ gibi düşünebilir. Ancak böyle değil. Biz, bu konuda psikolojik desteği hem öneriyoruz, hem de uyguluyoruz. Bunun biyolojik bir süreç olduğunu, erken menopoza girmiş bir kadının her eksiğinin giderilebileceği bir tedavi ile tamamen normal, akranı bir kadın gibi yaşayabileceğini vurgulamak istiyorum.
Erken menopoza girmiş bir kadın, çocuk sahibi olabilir mi?
Çok genç yaşta menopoza girerek yumurtalarını yitirmiş kadınların çocuk sahibi olması yumurta donasyonuyla (nakliyle) gerçekleşiyor. “Nasıl ki böbrek nakli yapılabiliyorsa, yumurtaları iflas etmiş bir kadın da, sağlıklı bir kadından alınan yumurtanın eşinin spermiyle döllenmesi ve rahmine yerleştirilmesiyle çocuk sahibi olabiliyor. Ancak yurt dışında, birçok ülkede uygulanan yumurta donasyonu (yumurta nakli) dediğimiz bu işlemin ülkemizde yapılması kanunlarla yasaklanmıştır. Bunların yanı sıra erken menopoza giren kadınlara uygulanan östrojen tedavisiyle kenarda kalmış bir yumurta gelişimi ve sonucunda hamilelik de olabiliyor. Buna da mucize hamilelikler diyoruz. Ancak böyle bir ihtimal yüzde 1’in altında.
Hürriyet
Yeni yılın sağlık falında neler var merak ediyor musunuz ?
Gelecek yıl hangi konuları daha çok konuşacak, hangilerini eskimiş trendler çöplüğüne atacağız. 2010’un beslenme trendlerini merak ediyorsanız lütfen bu yazıyı daha dikkatli okuyun! 2009’un beslenme yönünden nasıl geçtiğine gelince…
Beslenme yönünden 2009’u ben yanlışlarımızı daha iyi anladığımız bir yıl olarak değerlendiriyor, yiyip içtiklerimizin sağlığımızı ne denli çok etkilediğini öğrendiğimiz bir yıl olarak düşünüyorum. Özellikle bu yılın son yarısına damgasını vuran Domuz gribi salgını “Bir musibet bin nasihatten iyidir” dercesine bize bağışıklık gücüyle beslenme arasındaki ilişkiyi öğretmesi nedeniyle de önemli bir kazanım oldu. Artık şunu hepimizin bilmesi lazım: Ne yiyip içtiğiniz hem sağlığınızı bozabileceği, hem de sizi belli sağlık sorunlarından koruyabileceği için önemlidir. Hayatımıza gittikçe daha çok suni nitelikler ekleniyor, yaşam giderek sentetikleşiyor. Yiyip içtiklerimiz bir taraftan sahip oldukları besin unsurlarını bir bir kaybederken, diğer taraftan hızla kirleniyor. Bu gelişmenin tabii neticesi olarak da her alanda olduğu gibi beslenme alanında da doğallık ön plana çıkıyor. “2009’a damga vuran neydi?” derseniz yanıtım “Besin kirlenmesi” olur!
Coenzym Q10 ve probiyotikler
Besin destekleri arasında omega-3 yağ asitleri, probiyotik bakteri tablet ve kapsülleri, CoQ10 ürünleri ön plana çıkacak. Muhtemelen artık balıkyağı almak yerine omega-3 içeriği zengin EFA kapsüllerini alacağız. Passiflora özleri, valeryanlar bu yıl da gözde. Ginkgo biloba’ya güven gittikçe azalıyor. Ginkgo biloba özlerini kullananların önümüzdeki yıl bir hayli azalacağı düşünülüyor. Bağışıklık desteği bitkilere gelince: Ekinezyanın out, umklaobanın (pellergonium sidoides) in olacağı belirtiliyor. Güzelleştiren haplar ve eklem kıkırdağına destek veren tabletler (glukozamin-kondroidin) en çok tüketilen besin destekleri haline gelecek. E, C vitaminleri, folik asit, selenyum ve çinko out. Resveratrol ve pignegenol tabletlerinin yükselişi sürüyor.
Organik ve doğal besinler
Gelecek yılın besin trendleri arasında şunlar da var: Organik veya doğal üretilmiş besinler daha çok tercih edilecek. Özellikle sebze ve meyvelerdeki kimyasal kirlenme ve tehlikeler daha çok konuşulacak. Besin-kanserojen ilişkisi bu yıldan daha sık tartışılacak. Dışarıda yemek yerine ev yemekleri tercih edilecek. Davetlerde büyük şölenler yerine “Kendin getir kendin ye” gibi herkesin emeğini ve ev lezzetini birlikte paylaştığı sofralar ön plana çıkacak. Yeşil çay da moda olmaktan çıkıyor. Siyah ve yeşil çay arasında ciddi bir sağlık yararı farkının olmadığının anlaşılması, yeşil çaydaki lezzetsizlik sorununun bir türlü çözülememesi siyah çayı yine gözde hale getirecek. Anlaşılan ince belli Ajda bardaklar bu yıl ortalıkta daha sık görülecek. Temiz su tartışmaları bu yıl daha da alevlenecek. Şehir suyundan arıtılarak kazanılan sular yerine “mineral zengini, doğal, el değmeden şişelenmiş” lafına dikkat! Genetiğiyle oynanmış gıdalara karşı kararsızlık sürecek, eğer güvenilir bilimsel açıklamalar yapılmazsa bu GDO düşmanlığına dönüşecek.
Bağışıklık güçlendiren diyetler
Önümüzdeki yıl bağışıklık güçlendirici diyetler ön plana çıkacak. Özellikle Domuz gribi tehlikesi bu yıl gözleri bağışıklık sistemine çevirince konu popüler hale geldi. Bağışıklığın beslenmeyle ilişkisinin öğrenilmesi 2009’un ikinci yarısında en çok konuşulan konu oldu. İşte bu nedenle önümüzdeki yıl probiyotik zengini besinler in olacak. Yani daha çok yoğurt yiyip kefir, ayran, boza içeceğiz. Daha çok sirke, nar ekşisi, turşu ve benzeri besinler tercih edeceğiz.
Şeker-un-nişasta
Kilo verme ve diyetler konusuna gelince… Düşük karbonhidratlı diyetler out, doğal beslenme in olacak. Mesela “taş devri diyeti” ön plana çıkacak. Sırası gelmişken yıllar önce yaptığım bir yanlışı düzeltmek ve beslenme konusunda son derece doğru yaklaşımları olan bir meslektaşımdan, Prof. Dr. Ahmet Aydın’dan da geçmişteki dikkatsizliğim nedeniyle hoşgörü istemeliyim. Bir yerlerde okuduğum “taş devri diyeti”nin ne olduğunu doğru dürüst araştırmadan, her gün karşılaştığımız şarlatan-popüler diyetlerden biri sanıp “kötü diyetler” listesinin içine koymuştum. Sonradan bir kongrede karşılaştığım Ahmet Hoca bu hatamı hatırlatınca üzüldüm. Taş devri beslenme planının aslında doğru, doğal ve olması gereken beslenme planıyla ilişkili olduğunu -küçük bazı tereddütler dışında- söyleyebilirim. Prof. Dr. Ahmet Aydın’ı beslenme konusundaki görüşlerini yansıtan yeni kitabı “Taş Devri Diyeti/Hayy Kitap/2009” için de kutluyorum ve kitabı beslenme konusuna ilgi duyan herkese öneriyorum. Kısacası önümüzdeki yıl şekeri, unu, nişastası az, proteini yeterli, yağı dengeli, doğal, katkısız besinlerle yapılmış diyetler düşük karbonhidratlı diyetlerin yerini alacak.
Kuzu eti in dana eti out
Beslenme trendi oluşturanlara bakılırsa 2010’da daha az dana-inek eti yiyecek, daha sık kuzu eti tüketeceğiz. Bunun nedeni kuzu etinin kimyasal kirlenmeye daha az maruz kaldığının düşünülmesi. Çiftliklerde yetiştirilen hayvanların daha çok büyükbaş besi hayvanları olması, kuzu-koyun üretiminin daha doğal bulunması bu seçimin başlıca sebebi. Ayrıca önümüzdeki yıl şekeri azaltma, beyaz un ve nişastalı yiyeceklerden uzak durma yılı olacak. Çünkü beslenme uzmanlarının şeker-un-nişasta üçlüsünün kilo fazlalığının temel suçluları olduğundan hiç kuşkusu kalmadı.
E ve C vitamini
Şifalı besinler önümüzdeki yıl daha da çok yenecek. İçine probiyotik bakteriler eklenmiş yoğurtlar, fitosteroller eklenmiş ayranlar ve yağlar, A, D, C, folik asit gibi vitaminler eklenmiş meyve suları daha çok kullanılacak. Hepimiz yiyip içerek bağışıklık sistemimizi, antioksidan savunmamızı veya kemiklerimizi daha çok güçlendirmenin, kolesterolümüzü doğal yoldan düşürmenin yollarını arayacağız. Bu da fonksiyonel besinlerin kullanımını artıracak.
Hürriyet / Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Dünya’da ilginç tasarıları hep görürüz. Ama bazı giyim firmaları daha ileriye giderek tamamen özgün tasarımlarıyla dikkat çekiyor.İşte birbirinden ilginç elbiselere göz atmak isterseniz hemen buyurun.