
Bir yeniyetme...
Bu yaşımda bir yeniyetme gibi aşığım sana; ne güzel, ne geç ve ne hüzünlü...
Ne göz kamaştırıcı, ne kör edici...
Ne rüya, ne kabus... Ne yıldız, ne mum ışığı... Ne reca, ne havf...
Uykum kaçmış, saklanmış bir labirente ihtimal... Ama kesin, yolunu bulup da giremiyor bir türlü sonbahar gözceğizlerime...
Geceler de gündüzden büyük ya bu sıra; senli hayallerin bini bir para...
Ve eski heyecanlar, helecanlar ruhumda; tanıdık, bildik tepkimeler, hareketlenmeler bedenimde...
Hem oh, hem ah, hem of!..
Bir dokunuşa hasretmişim el hak!.. Doğrusu bu ya, muhtaçmışım heyhat!..
Ellerim kıpır kıpır ve terliyor yine, hayret!.. Bir avuçlamanmış, parmaklarımın felci meğer...
Yanaklarımı okşamanmış, nefes darlığımı yitirecek... Gözeneklerimden hava doluyor, sadece burnumdan, ağzımdan değil her yerimden nefes alabiliyorum artık...
Öylesine, derin değil, şöylesine bir süzmenmiş kirpiklerden aşağı... Gözlerimde hicran artıkları sicim sicim dökülüyor bak... Görünmez de olsa, inan dediklerime... Mütemadi çözülüyor ve akıp gidiyor tortu kara yaşlarım işte, içinde onlarca ad, soyad, sıfat...
Bir öpmekmiş susuzluğum Yarab!.. Çok mu gördün en deli çağlarımda... Yoksa kaldıramam mı sandın böylesini... Hak edecek bir şey mi yapmadım sana...
Ah!.. Kendini bilen cesur bir isyan kadarmış ve avazımı aşmaya bakarmış mutluluğum; bilseydim keşke, bilemedim ne çare...
Bir benliğimi çiğnemekmiş kavuşmak, kahrolası egomun içine sıçayım...
Her şey basitmiş, ben karıştırmışım... Bilgeliğimin köküne söveyim...
Nasıl sövmeyeyim... Yalnızlığım ufacık, minnacık bir merhaba cesareti kadarmış...
Ben neylemişim hay beni kendini bilmez, sen nerdeymişsin ah garip guraba, mustarip aşkları gözetmez...
Sahip olunan her şeyin bir bedeli oluyor elbet, farkındayım... Tecrübelerim, yaşadıklarım, öğrendiklerim, bellediklerim kim bilir neler ıskalattı bana... Ne olur artık, azıcık, birazcık merhamet... Kalanı mutlu yaşayayım...
Defter arası gül yapraklarını un ufak avuçluyorum şimdi, unuttum yazdığım tüm şiirleri, inatlarım gitti benden, bahar kıvılcımları gözlerimde, sıyrıldım kefenimden, sabahları yeniyetme bir aşık gibi kalkıyorum bir zamandır...
Islak münzeviliğimi güneşe astım...
Efsunlandığıma mutluyum...
Öyle güçlüyüm ki, tüm hayatımı yazabilirim yeniden...
Ben ne yapmışım seneler boyu, sen nerdeymişsin bunca dar vakitlerim...
Ve ey zalim hayat, ne çok bekletmişsin beni!.. Tuh olsun sana...
Evet, bu yaşımda bir yeniyetme gibi aşığım; ne geç, ne hüzünlü...
Ama öyle güzel ki...
Volkan AKAY